Bebek ayaklarının dayanılmazlığı… :)

Bebek ayakları bu dünyadaki en tatlı şeylerden biridir. Havalar ısınır ve minik ayaklar çoraplardan kurtulmaya başlarken hem önümüzdeki aylarda nelerle karşılaşabileceğinize sizi hazırlamak, hem de bebeğinizin hızla büyüyen ayaklarının minikliğini sonsuza dek saklayabileceğiniz fotoğraflar için size fikir vermek istedik.

Küçüklü büyüklü ayaklar

Kumlu ayaklar

Yumuk yumuk ayaklar

Terli ayaklar

Taze ayaklar

Rengarenk ayaklar

Küçük bebek, büyük ayaklar

Siyah beyaz ayaklar



Bir elin nesi var deyip geçmeyin

Annelik zor. Çoğu zaman her şeyi tek başımıza ve tek elimizle (!) yapmamız gerekiyor. Bir elin nesi var deyip geçmeyin, bakın anneler tek elleriyle neler yapabiliyor:

1. Bir yandan bebeğinizi kucağınızda tutarken oğlunuzun –ve kendinizin!- dişlerini fırçalayabilirsiniz.
2. Konserve kutusunu açabilirsiniz. Üstelik gayet özenli bir şekilde!
3. Bir elinizle bebeğinize sütünü içirirken diğer elinizle kendi yemeğinizi yiyebilirsiniz.
4. Çocuğunuzu giydirebilirsiniz, ayakkabılar dâhil!
5. E-maillerinizi yanıtlayabilirsiniz.
6. Kendinize en köpüklüsünden bir kahve yapabilirsiniz.
7. Çöpü çıkarabilirsiniz.
8. Kızınızın yüzünü yıkayabilir, saçını tarayabilirsiniz.
9. Oğlunuzun odasını toplayabilirsiniz.
10. Kendi yatağınızı düzeltebilirsiniz.

Ve bu liste uzar, gider…



Mutlu Aile Kuralları

Adı konsa da konmasa da her ailenin sessiz kuralları vardır. Bebeğiniz büyüyüp yürümeye başladıkça, merakla etrafı kurcaladıkça bu kurallar kendini daha fazla belli etmeye başlar. Henüz uygulayacak yaşta olmasa bile yemek yeme adabını öğretmeye başlarsınız bebeğinize… Kelimelere dökemiyor olsa da birini incittiğimiz zaman özür dilemenin gerektiğini anlatırsınız ona…

Birçok ailede en temel kurallar “güvenlik” etrafında toplanır. Emniyet kemerini takmadan, çocuğunuzu oto koltuğuna güvenli bir şekilde oturtmadan arabada seyahat etmezsiniz. Parmağını prize sokmasına izin vermezsiniz. Bunlar esnetilemeyecek kurallardır.

Mutlu bir aile olmak için de belli başlı kurallar koymanın gerekliliğini biliyor musunuz? Ne olursa olsun, ne kadar zaman geçerse geçsin, çocuklar ne kadar büyürse büyüsün, bu kuralları hep uygulayın…

Kural 1: Mutlu da olsak, üzgün de, güzel zaman geçiriyor da olsak, kavga etsek de birbirimizi her zaman, her şeye rağmen seviyoruz.

Kural 2: Görgü kurallarına uyuyor, sorunlarımızı çözmeye çalışırken kendimizi saygı çerçevesinde ifade ediyoruz.

Kural 3: Gerek sözler, gerek davranışlar kırıcı olabiliyor bazen… Biz kırgın da olsak üzgün de, karşımızdakini kırmamaya özen gösteriyoruz.

Kural 4: Ne kadar dikkat etsek de, istemeden karşımızdakini incittiğimiz zamanlar da oluyor elbet… Önemli olan bunu yaptığımızda hatamızın farkına varmak ve telafi etmeye çalışmak.

Kural 5: Hepimiz hata yapabildiğimizin farkındayız; bu sebeple karşımızdakini affetmeyi de biliyoruz.

Kural 6: İlk kuralı tekrar ediyoruz, çünkü birbirimizi sevdiğimizde her sorunu çözebileceğimizi biliyoruz.



Dağınıklıkla başa çıkmak için

Çocuğun var mı, dağınık bir evin var. İki artı iki nasıl eşittir dörtse, bu da öyle somut bir gerçek. Çocuklar, bulundukları ortamı rekor hızda dağıtma ve kirletme potansiyeline sahipler. Yaptıkları her şey, attıkları her adım size dağınıklık ve karmaşa olarak geri dönüyor. Kitap mı okuyacaksınız? On bin tanesi ortalığa saçılıyor. Oyun hamuru mu yapacaksınız? Minik hamur parçaları halının üzerine yapışıp kuruyor. Bu dağınıklıkla başa çıkmak zor ama imkansız değil.

 

10 dakika mesaisi – Her gece, çocukları yatırdıktan sonra eşinizle birlikte 10 dakikanızı evi toplamaya ayırın. Elinize sığdırabildiğiniz kadar oyuncak, çamaşır, kağıt, … Ait olmadığı yerde duran her şeyi toplayıp yerine kaldırın.

  

Kutular ve sepetler – Kitaplar, boya kalemleri, oyuncaklar, ve hatta çorap ve iç çamaşırı gibi şeyleri bu şekilde organize edebilirsiniz.

 

Bir dağınıklığı toplamadan yenisini yaratmayın – Söylemesi kolay, yapması zor. Ancak evinizde deprem olmuş gibi bir görüntü yakalamak istemiyorsanız, çok önemli. 

Yardım edin – Miniğinizin, toplanması gereken çok büyük bir dağınıklığın altından kalkamayacağını düşünmesi çok normal. Korkup geri çekilmesini engellemek için bir ucundan da siz tutun.

 

Oyuncak ve kitapları dönüşümlü kullanın – Evinizdeki oyuncak ve kitapların yarısını büyük, şeffaf plastik kutulara kaldırarak görünmeyecek bir yere koyun. Birkaç haftada bir önüne çıkarıp, ortalıkta olanları yerine kaldırın.

Yemeği mutfağın dışına çıkarmayın – Halılarınızdaki ekmek kırıntılarından, yatağınızdaki süt lekesinden ancak böyle kurtulabilirsiniz.

 

Gündüz uykularını değerlendirin – Elektrik süpürgesini çalıştırmak iyi bir fikir olmayabilir ama ufak ufak temizlik yapmanız için bir engel yok.

 

Sadeleştirin – Bu da söylemesi kolay, uygulaması zor olanlardan. Ancak bir o kadar da önemli… İhtiyacınız olandan fazlasını almayın. Eğer mutlaka almak istiyorsanız evinizdeki bir başka şeyden vazgeçmeyi göze alın.

Bir taşla iki kuş vurun – Annelerin bu konuda üstün bir yetenekleri var, özellikle de temizlik söz konusu olduğunda. Çocuklar kahvaltı ederken mutfak tezgâhını silin. Onlar küvette oynarlarken siz lavaboyu ovun.

 En önemlisi, stres olmayın. Anne olmak demek her şeyi kusursuz yapmak demek değil. Evinizde parti vermiyorsanız ya da Cumhurbaşkanı sizi görmeye gelmiyorsa eviniz mükemmel görünmek ve tertemiz olmak zorunda hiç değil. Kendinize acımasız olmayın.



Lezzetli meyve ve sebze suları

Çocuğuna zorlamadan, kızmadan, kızdırmadan hemen her türlü sebze ve meyveyi yedirebilen annelerin sırrını öğrenmek ister misiniz?

Yeşil canavar

1 büyük salatalık
¼ limon, kabuğu soyulmuş
1 yeşil mercimek tanesi büyüklüğünde zencefil kökü
1-2 tane büyük yeşil elma
1-2 avuç dolusu ıspanak
Ufalanmış buzla karıştırıp servis yapın.

Tavşan suyu

4 büyük havuç
1-2 büyük kırmızı elma
1 yeşil mercimek tanesi büyüklüğünde zencefil kökü
Yarım limon, kabuğu soyulmuş
1 büyük portakal, kabuğu soyulmuş
5 çilek
Ufalanmış buzla karıştırıp servis yapın.



Küçük adımlar, büyük hatıralar…

Bahar geldi, havalar her gün daha da güzelleşiyor. Böyle günlerde bebeğinizle yapabileceğiniz en keyifli şeylerden biri birlikte yürüyüşe çıkmak. İster köşe başındaki markete gidin, ister sahil kenarına, açık havanın tadını çıkarmak için çok sebebiniz var:

Hızlı ve kolay - Hazırlık yapmanıza gerek yok. Ayakkabınızı giyin, bebeğinizi pusetine oturtun, kapıyı çektiniz mi dışarıdasınız!

Birliktelik – İster sadece bebeğinizle, ister aile olarak birlikte vakit geçirmek için harika bir fırsat.

Doğayı tanıma – Düşen yapraklar, yağmurdan sonra ortaya çıkan salyangozlar, ağaçlarda açan baharlar…

Enerji tüketimi – Zamanlama olarak gündüz uykusundan ya akşam yatmadan hemen önceyi tercih ederseniz herkes çok daha iyi bir uyku çekecektir.

Egzersiz – Bebeğinizin motor yeteneklerini geliştirmesi için de güzel bir fırsat – Kendi pusetini itmesine, kaydırağa tırmanmaya çalışmasına izin verin.

Dostluk – Komşularınızı, sizinle aynı parka giden mahalleden dostlarınızı tanımak için bundan daha iyi bir fırsat olabilir mi?

Yaratıcı düşünce – Çocuğunuzun keşfetmesine izin verin. Bırakın toprağı eşelesin, yerden yaprakları toplasın, kum tanelerini parmaklarının arasından kaydırsın.

Teknoloji molası – Her ne kadar telefonunuz yanınızda olsa da, evde olduğunuz zamanların aksine, ekrana bakmadan, sadece çocuğunuzla ilgilenebileceğiniz dakikaların keyfini çıkarın.

Dört mevsim – Yürüyüşe çıkmak için mükemmel havayı beklemeyin. Biraz önlemle yağmurlu bir havanın, karlı bir günün bile keyfini çıkarabilirsiniz. Unutmayın: Kötü hava yoktur, yanlış kıyafet vardır.

Bebeğiniz ister yeni-ayak olsun, ister koşar adım, birlikte yapacağınız plansız yürüyüşler size çok iyi gelecek. Bugün atacağı küçük adımlar, yarına dair büyük hatıralar bırakacak.



Bebekle seyahat

Havalar ısınıyor, yaz yaklaşıyor ve uzun seyahatler ufukta göründü. Eğer tatilinizin bir kısmı çocuğunuzla çıkacağınız uzun bir araba yolculuğu içerecekse size bazı önerilerimiz olacak:

Plan, plan, plan – Yanınıza almanız gereken şeylerin listesini çıkarın ve yolculuğa çıkmadan önceki gün tamamlamış olun. Bu liste o kadar önemli ki, hazırlık için harcayacağınız zamanı yarı yarıya bile indirebilir. Bebeklerin, anne-babalarına iş yaptırmamak konusundaki altıncı hislerini (!) de göz önünde bulundurarak bavul toplamayı son dakikaya bırakmayın.

Tam teşekküllü bakım çantası – Yolculuklarda haddinden fazla kıyafet kirletmek konusunda kimse çocukların eline su dökemez. Siz siz olun, en az bir tane daha yedek kıyafet seti kolay ulaşabileceğiniz bir yere koyun (bavula değil!). Yine kolay erişilebilir bir yerde ıslak mendil, alt değiştirme örtüsü olarak da kullanabileceğiniz bir battaniye, her an yorgunluktan öfke nöbeti geçirebilecek miniğinizi oyalayacak bir oyuncak ya da bir kitap kolayınızda olsun.

Uyku arkadaşları – Yolculuk esnasında rahat uyuyabilmesi ya da ihtiyaç duyduğunda kendini sakinleştirebilmesi için en sevdiği oyuncakları, uyku battaniyelerini mutlaka yanınıza alın.

Yolluk – Yanınıza bol bol atıştırmalık, su ve içecek alın. Atıştırmalıkların yendikçe dağılmayacak, etrafı kirletmeyecek türden olmasına dikkat edin. Normal zamanlarda vermediğiniz, onu mutlu edecek türden içecekleri de bu uzun, yer yer sıkıcı yolculuğa saklayabilirsiniz (çikolatalı süt isteyen?). Yiyecek ve içecekleri ayrı ayrı iki termal çantada gruplamanızı öneririz. Eğer hazırlık sürecini zamana yayıyorsanız, atıştırmalıkların dışında öğle ya da akşam yemeklerinizi de ayrı bir soğutucuya koyabilirsiniz.

Arızaları önleyin – Yolculuğunuzu çocuğunuzun uyku programına göre ayarlamaya çalışın. Sabah erkenden yola çıkacaksanız gündüz uykusuna kadar arabada oyalayacak oyuncakları önüne sunun. Çocuğunuzun eşlik edebileceği türden şarkı ve müzikler de zamanının kolay geçmesini sağlayacaktır.

Uyku araç gereçlerini unutmayın – Arabayla en az yedi saatlik bir yolculuğa çıkıyorsanız en az birkaç geceyi geçireceğiniz bir yerde konaklayacaksınız demektir. Böyle bir durumda uyku rutinini devam ettirebileceğiniz kitapları, gece uyandığı zaman görmeye alışık olduğu gece lambasını yanınızda bulundurursanız hepiniz daha rahat edersiniz. Ve tabii, evden uzakta, bebeğinizin yabancı olduğu bir ortamda kaldığınız günlerde aynı yatakta yatıp kalkmaya da hazırlıklı olun.

İyi yolculuklar!



Eskisinden daha büyük ama hala küçücük…

Yaşamının ilk yılında inanılmaz bir hızla büyür bebeğiniz. Sadece fiziksel yapısı değil, zihinsel kapasitesi de doğumdakine oranla müthiş bir ilerleme gösterir.

İki yaşına yaklaşırken artık çocuk olmaya başlayan biri vardır karşınızda… Her ne kadar her zaman sizin minik bebeğiniz kalacak olsa da, adımları, kendine özgü kelimeleri, belli etmekten çekinmediği tercihleriyle küçük bir kişiliktir artık o… Eskiden tek hamlede çekmeceye kaldırdığınız kıyafetleri artık ikiye katlanır büyüklüktedir. Kucağınıza oturttuğunuzda sığmayan kolları, bacakları aşağı sarkıyordur artık. Yatağına da sığamamaya başlamış, kolu bacağı kenarlardan düşer olmuştur. Ne kadar büyüdüğüne şaşırırsınız.

Bir gün, siz önde, o arkada yürürken birden arkanıza dönersiniz ve gördüğünüz manzara şudur:

Miniğiniz, hala miniciktir. Yüreğiniz erir o anda… Ne kadar çok yol kat ettiğini, ve fakat daha ne kadar çok yol kat edeceğini fark edersiniz. Birlikte kat edeceğinizi…

Ve evet, bebeğinize tutunmaya devam edersiniz. Attığınız her adımda o sizin elinizi tutmaya ihtiyaç duymasa bile…



Bebek masajı

Yenidoğan bebekler dokunulmaktan, okşanmaktan, kucakta tutulmaktan çok hoşlanırlar. Hoşlanmanın da ötesinde, buna ihtiyaçları vardır. Yenidoğan masajı, bebeklerin bu ihtiyaçlarını karşılamak için olduğu kadar bebeğinizle bağ kurmak için de birebir. İhtiyacınız olan tek şey bebe losyonu ya da biraz zeytinyağı.

Bebek masajını aşağıdaki sırayla uygulayabilirsiniz:

1. Ayaklar ve bacaklar – Rahat bir pozisyon alın, bebeğinizi soyun ve düz bir zemin üzerine (yatak, oyun minderi,…) yatırın. Ellerinize aldığınız losyon ya da yağı ovuşturarak ısıtın ve önce minik ayaklarını, ardından bacaklarını, baldırlarını hafif bir şekilde sıkarak, ellerinizi yukarı aşağı burmalı hareketler eşliğinde gezdirin.

2. Karın – Bebeğinizin karnına saat yönünde hafif hafif bastırın. Vücudunun sol tarafında, kaburgalarının altından kalçasına kadar hayali bir I harfi çizin. Ters bir L harfi şeklinde, parmaklarınızı sağdan sola, kaburgalarının altından kalçasına kadar hafif hafif bastırın. Ters bir hayali U harfi olacak şekilde, sağ kalçasından yukarı doğru çıkıp kaburgalarının altından geçerek sol kalçasına doğru inin.

3. Eller ve kollar – Bebeğinizin el bileğini elinize alın. Diğer elinizle yumuşak bir şekilde kolunu tutarak omzundan bileğine doğru kaydırın. Aynı hareketi ters yönde birkaç kere tekrarlayın. Başparmaklarınızla minik avucunun ortasına yumuşakça bastırın. Sonrasında sırasıyla aynı işlemi diğer parmaklarınızla yapın. Diğer el ve kolunda da tekrarlayın.

4. Yüz ve baş – Parmaklarınızın uçlarıyla yanaklarında küçük daireler çizin. İşaret parmağınızla göz çukurunun iç kısmına dokunun. Dudağının ortasından başlayıp dışarı doğru, dudak çizgisi boyunca küçük küçük dokunun. Aynı hareketi çenesinden başlayarak tekrarlayın. Parmaklarınızın ucuyla kulaklarının ön, arka ve üst kısımlarına masaj yapın.

5. Sırt – Bebeğinizi yüzüstü yatırın. Parmaklarınızla sırtının bir yanından başlayarak kalçalarına doğru küçük daireler çizerek inin ve yine küçük dairelerle diğer yanından yukarı doğru çıkın. Omuriliğine bastırmayın. İki elinizi sırtının üst kısmına başparmaklarınız kavuşacak şekilde yerleştirin. Omuzlarından kalçalarına doğru inip çıkarken parmaklarınızı da ileri-geri hareket ettirin.

Bebek masajının avantajları:

Sindirime yardımcı olur ve gaz sancılarını azaltır. Özellikle bebeğinizi emzirdikten sonra uygulayacağınız masaj gaz çıkarmasına yardımcı olur.

Bebeğin daha uzun süre uyumasını sağlar. Bunu kim istemez ki?

Bebeğinizle, ilk yılların çok ilerisine uzanacak bir bağ kurmanızı sağlar. Yıllar sonra, okul çağındaki çocuğunuzun yanınıza gelip “Anne bana masaj yapar mısın?” demesine şaşırmayın.

Cildi güzelleştirir. Bebe losyonu ya da zeytinyağı bebeğinizin pürüzsüz cildini daha da yumuşatır.

Dokunmak güzeldir. Bebeğinize sevildiğini hissettirir.

Bebeğinize masaj yaparken teknik ayrıntılara takılmayın. Hareketleri doğru yapmanızdan daha önemli olan bir şey varsa o da aranızdaki bağ… Önemli olan dokunuşlarınızla bebeğinizi rahatlatmak… Bu özel anları ikiniz de unutmayacaksınız.



Bahar temalı bebek odaları

Yeni gelen bahar havasına girmek için bahar temalı bu bebek odası tam size göre…

Pastel renklerin karışımı odaya yumuşacık bir hava veriyor. Yer yer serpiştirilen pembeler odadaki “kız” varlığını vurguluyor.

Açık renge boyadığınız herhangi bir mobilyaya motifli kulplar yardımıyla romantik bir hava verebilirsiniz.

Renkli çerçeveler ve vintage resimler odayı çok farklı bir boyuta taşır. Antika dükkânlarında ya da internet üzerinden bulabileceğiniz bu tür eski resimler odaya yepyeni bir karakter katar. 

Bez, pişik kremi ve benzeri eşyaları koymak için pastel renklere boyanmış tel sepetleri duvara monte edebilirsiniz.

Bebeğinize kitap okumak ya da sadece kucağınızda birbirinize sokulmak için harika bir köşe değil mi?

Kapak görselleri odayla uyumlu renk ve konseptte olan kitapları kapakları dışa dönük olacak şekilde yerleştirmek de odayı tamamlıyor.

Pembe fırfırlı bu perdeler odadaki minik kız bebeğin imzası adeta…

El yapımı oyuncaklar odanın sıcaklığına katkıda bulunuyor.

Değişik tekstil ürünlerinden derleyebileceğiniz bu tür bir aksesuar odanın rengini tamamlarken duvara boyut katıyor.

Böyle bir oda hazırlamak hiç de zor değil. Biraz ilham, biraz yaratıcılıkla siz de kendi bebeğiniz için en güzel odayı yaratabilirsiniz.