Yenidoğan bebeğinizle yapabilecekleriniz

Yenidoğan bir bebekle günlük plan yapmak kolay değil. Zamanınızın büyük kısmı maratonu andıran emzirme seansları ve bebeğiniz uyurken halletmeye çalıştığınız işler arasında geçiyor, biliyoruz. Bazı günler duşa girmek bile bir başlı başına bir şans.

Ancak yenidoğan bir bebeğinizin olması bütün günü evde geçirmeniz gerektiği anlamına da gelmiyor. İşte birkaç aylık bebeğinizle neler yapabileceğinize dair bazı öneriler:

Yürüyüş – Bebeğinizle ilk dışarı çıktığınızda yakın mesafelerden başlayın. Güneşin en tepede olmadığı, sabah erken ya da akşam üzeri saatlerini tercih etmeye çalışın. Köpeğiniz varsa bu yürüyüşlere onu da çıkarın; böylelikle eve yeni bir bebeğin geldiği ilk günlerde istemeden de olsa ilgisiz kalan hayvanınıza da vakit ayırmış olursunuz.

AVM’ye gidin – Hava dışarıda gezmek için uygun değilse evinize yakın bir alışveriş merkezine uğrayın. Mümkünse kolay emzirebileceğiniz, varsa bebek odası olanları tercih edin.

Kendinize vakit ayırın – Yenidoğanlar günün büyük bir kısmını uyuyarak geçirirler. Bebeğinizin uyku seanslarını kendinize bir kahve ısmarlayarak ya da arkadaşlarınızla bir araya gelerek değerlendirmeye ne dersiniz?

Anne-Bebek gruplarına katılın – Diğer annelerle sosyalleşmek için bebeğinizin büyümesini beklemek zorunda değilsiniz. Bebeğiniz birkaç aylık olduğundan itibaren anneli oyun gruplarına katılabilirsiniz. Başka annelerle birlikte olmak size iyi gelecek, başka insanları gözlemlemek de bebeğinize…

Anneanne ya da babaanneye ziyarete gidin – Aile büyükleriyle vakit geçirmek miniğinizin onlarla kaynaşması için güzel bir fırsat olmakla kalmaz, sizi de biraz olsun rahatlatır. Belli mi olur, belki bir şekerleme yapma fırsatı bile bulursunuz?

Çocuk parkına gidin – Çocuk parkında vakit geçirmek için hiçbir zaman erken değil. Bebeğiniz başını tutmaya başladığı andan itibaren salıncakta (sizin kucağınızda) ileri geri sallanmaktan keyif alacaktır.

HYPERLAPSE İLE HARİKA VİDEOLAR ÇEKİN

Siz de bebeğinizin büyümesini videolarla ölümsüzleştirenlerdensiniz size nefis bir önerimiz var: Hyplerlapse.

Hyperlapse, Instagram’ın yaratıcılarından, hızlandırılmış videolar çekmenizi sağlayan yeni bir uygulama. Sinematik bir kurguyla, miniğinizin büyümesinin sihirli anlarını yakalayabildiğiniz bir uygulama sizde bağımlılık yaratmakla kalmayacak, video arşivinize de renk katacak.

Hyperlapse’i henüz keşfetmediyseniz şimdi tam sırası…

(Source: vimeo.com)



Mickey Fare temalı doğum günü

Mickey Fare’yi seven miniğinize doğum gününde Mickey Fare’nin Kulüp Evi’ni gerçeğe dönüştürmeye ne dersiniz? İşte Mickey Fare temalı harika bir doğum günü partisi için öneriler..

Çatal bıçakları Mickey’nin yardımcı eliyle sunmaya ne dersiniz?

Dilediğiniz içerikle hazırlayacağınız kekleri Mickey Fare renkleriyle süsleyin.

Mickey’li kurabiyeler de hem masanızı renklendirecek, hem de sofranıza çeşit katacak.

İçecekleri Mickey Fare’li pipetlerle sunmak temanızı tamamlamakla kalmayacak, küçük misafirlerinizi de rahat ettirecek.

Küçük büyük tüm misafirleriniz için hazırladığınız sandviçleri ‘’Hey Hop Hop sandviçleri’’ olarak isimlendirmeye ne dersiniz? Mickey Fare’nin Kulüp Evi’nin minik hayranları bayılacaktır.

Günün hatırası olarak misafirlerinize vereceğiniz hediyeleri Mickey Fare’li kovalarda sunabilirsiniz. Kova bulamazsanız herhangi bir kutu ya da kağıt torbanın üzerine Mickey Fare çıkartmaları da yapıştırabilirsiniz.

İyi eğlenceler!



Küçük kardeş olmanın tadı başka

Küçük kardeş olmak her zaman kolay değil. Abi ya da abla da olsa bir başka çocuğun gölgesinde olmak, sizi ne kadar sevse de kızdırmadan edememesi yorucu ve hatta üzücü olabiliyor bazen…

Öte yandan, tüm zorluklarına rağmen insanın kendine yakın bir rol modeli olması, birlikte oynayıp birlikte gülebileceği bir abi ya da ablasının olması gerçekten paha biçilmez.

Küçük kardeş olmak harika bir duygu, çünkü:

Birlikte yaramazlık yapabileceğiniz birisi var. Her ne kadar anneler, çocuklarının onların sözünü her zaman dinlemesini isteseler de hepimiz bunun mümkün olmadığını biliyoruz. Çocukken yakınınızda bir suç ortağı olması kadar eğlenceli bir şey yok.

Her zaman sırtınızı yaslayabileceğiniz birisi var (öyle olduğunu fark etmeseniz de). Sizi çok iyi tanıyan birinin, her ne olursa olsun arkanızda olacağını bilmek ne kadar güven verici…

Aynı çatı altında bir oyun arkadaşınız var. Her ne kadar kardeşler sürekli birlikte oynamasalar da, öyle olmasını istediklerinde birbirlerine bir kol mesafesinde olması paha biçilemez.

Hayatınızda değerinizi bilen biri var. ‘Gerçek dünyaya’ atılmadan önce sizi siz olduğunuz için seven birinin olması ne kadar yüreklendirici, değil mi?

Birlikte her şeyi yapabileceğiniz birisi var. Çünkü kardeşler bir olunca üstesinden gelemeyecekleri hiçbir şey yoktur.



Ebeveyn kitaplarında yazmayan üç şey

Heyecanlı bir müstakbel ebeveyn olarak elinize geçen her kitabı okudunuz. ‘Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler’den ‘Mahallenin En Mutlu Bebeği’ne kadar bütün kitapları hatmettiniz. Yine de iş gerçeğe dönünce kendinizi hazırlıksız hissettiyseniz yalnız değilsiniz. Hiçbir kitap ebeveynliği tam anlamıyla anlatamaz.

Örneğin, ebeveyn kitapları şunları yazmaz:

Neden oğlan bebekler, altlarını değiştirir değiştirmez yeniden sırılsıklam olurlar? Çünkü altını bağlarken pipisinin ‘aşağı doğru’ durması gerekir. Aksi takdirde tüm üstü ıslanacaktır.

Bebeğinizle markete ilk gidişinizde bebek arabasını mı aldınız? Peki market arabasını nasıl iteceğinizi hiç düşündünüz mü? Puseti arabada bırakıp sadece anakucağını yanınıza alın. Onu, market arabasının içine yerleştireceksiniz. Bir taşla iki kuş!

Bütün ebeveyn kitapları bebek bakım çantasını hazırlamanız gerektiğini söyler ama hiçbiri o çantanın içine kendiniz için de yedek giysi koymanız gerektiğini belirtmez. Oysa bebekler dışarıdayken annelerinin üzerini kirletmekte ustadır.

Sizce ebeveyn kitaplarının eksikleri neler?



Hamile olduğunuzun 10 gizli belirtisi

Hamileliğinizi henüz paylaşmamız olabilirsiniz ancak dikkatli bakan gözler için içinizde minik bir bebek büyüdüğünün farkına varmak çok da zor değil aslında…

Yanınızda her daim bir torba taşırsınız. Çünkü mide bulantısının sizi ne zaman, nerede yakalayacağı hiç belli olmaz.

Gördüğünüz her bebeğe kalpten gülümseyerek bakarsınız. Acaba sizinki neye benzeyecek?

Her karşılaştığınız hamile kadınla sohbet etmek için can atarsınız. Öğrenecek çok şeyiniz var!

Pinterest’te gizli gizli gezinir, bebek odası için fikir almaya çalışırsınız.

Hamileliğinizi tüm dünyaya nasıl ilan edeceğinizi planlamaya başlarsınız. Facebook’ta duyurmak mı? Eşinizle video çekip YouTube’a koymak mı?

İçinizdeki her türlü hareketi (gaz bile!) hayra yorarsınız: ‘Acaba bebek tekmelemiş olabilir mi?’

Pürüzsüzleşen cildiniz ve parlayan saçlarınız hakkında sürekli iltifat alırsınız. Vitaminler işe yarıyor olmalı!

İşteyken bilgisayar başında uyumamak için kendinizi zor tutarsınız. Ah o tatlı uyku hali yok mu!

Henüz karnınız çıkmamış olsa bile ister istemez elinizi karnınızı korurken bulursunuz. Ne de olsa annelik içgüdüleriniz çoktan devreye girdi…



Bebeğinizin yenidoğan günlerini geride bıraktığını nasıl anlarsınız?

Bebeğinizin on ikinci haftasını tamamlamasıyla beraber onda bazı değişiklikler fark etmeye başlayacaksınız. Evet yanılmadınız, o artık bir ‘yenidoğan’ bebek değil. Çünkü:

1. Yenidoğan giysileri küçük gelmeye başlamıştır. Hatta bazı 0-3 ay giysileri bile olmayabilir.
2. Bebeğiniz sürekli gülümsüyordur. Dünyanın en güzel şeyi, değil mi? Yenidoğan günlerini geride bırakmanın en avunulacak tarafı bu belki de…
3. Artık eskisi gibi tüm gün uyumuyordur. Uyanık olduğu anlarda etrafında olan bitenin farkındadır.
4. Ellerini keşfeder ve sürekli ağzına götürür.
5. Agulamaya başlamıştır. Kendi kendine konuşur, şarkılar bile söyler!
6. Sizi her gördüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme belirir.
7. Dönmeye başlar, en azından hazırlık yapar. Yatağına koyduğunuz gibi kaldığı ilk günlerinden ne kadar farklı, değil mi?
8. Artık eskisi gibi iki saatte bir emzirmenize gerek kalmaz; beslenme seanslarının arası açılmıştır.
9. Bir düzen oturtmaya başlar: Beslenme, Oyun, Uyku, başa dön!
10. Hayat hepiniz için daha az kaotik olmaya başlar. Az da olsa artık bir ritmi vardır.



Kartondan kulübe

Çocukların yaratıcılıkları oyunla gelişiyor. Bebeklerinin altını değiştirmekten mutfakta yemek yapmaya, babaları gibi tıraş olmaktan işe gitmeye kadar yetişkinleri taklit ederek öğreniyor çocuklar…

Evinizde çocuğunuzun yaratıcılığını pekiştirecek bir köşe yaratmak hiç de sandığınız kadar zor değil, biliyor musunuz? Tek ihtiyacınız olan bir karton kutu ve birkaç malzeme… Evinize yeni gelen çamaşır makinesinin, komşunuzun yeni aldığı buzdolabının kutusu miniğinizin yeni oyun alanı olabilir.

Malzemeler:
Maket bıçağı
Keçe
Tekstil yapıştırıcısı
Süslemek için çiçek ve diğer aksesuarlar
İç mekan için artık kumaş ve raf kaplama kağıtları

Hazırlanışı:
Her iki yana birer pencere ve ortaya bir kapı kesin. Ters U şeklinde keserek elde edeceğiniz bölmeyi hafif katlayarak posta kutusunu oluşturun.

Kutunun üzerine istediğiniz renk ya da renklerde keçeyle kaplayın.

İçini artık kumaşlar ve renkli raf kaplama kağıtları ile ‘döşeyin.’

Arzu ederseniz içine bir de küçük fener asın.

Arka bahçeye de bir elma ağacı kondurmayı unutmayın.

İyi eğlenceler!



Stressiz bir ilk yaş doğum günü planlamak mümkün…

Bebeğinizin ilk doğum günü için heyecanlanıyorsanız yalnız değilsiniz. Ancak bu eğlenceli gün sizin için bir stres kaynağı haline gelmemeli.

Beklentilerinizi tespit edin. Parti malzemeleri ve envai çeşit parti fikirleri arasında kaybolmanız çok normal, eğer başından plan yapmazsanız… Miniğinizin partisini aile içinden birkaç kişiyle kutlayacağınız gibi tanıdığınız herkesi de çağırabilirsiniz. Yeter ki altından kalkabileceğiniz bir organizasyon olsun.

Bütçenizi belirleyin. Dekorasyon, yiyecekler, pasta, gelenlere minik hediyeler derken bir de bakmışsınız ki tahmininizin çok üzerinde bir bütçeyle karşı karşıyasınız. Bunun önüne geçmek için öncelikle parti saatini tespit edin. İnsanların ciddi miktarda yemek beklemeyecekleri, içecek ve hafif atıştırmalıklar sunabileceğiniz bir saat cebinizi de rahatlatacaktır. Eve sığmanız söz konusu değilse bahçesi olan bir aile dostu ya da arkadaşınızdan yardım isteyebilir, havanın güzel olması halinde yakınınızdaki parktan faydalanabilirsiniz.

Kimseyle yarışmayın. Miniğinizin ilk yaş doğum günü için heyecanlanmanız çok normal, ancak unutmayın: kimseyle yarışmıyorsunuz. Önemli olan partinin ne kadar gösterişli olduğu değil, kutlayacak çok önemli bir sebebiniz olması.

İyi eğlenceler!



Anne olmanın en güzel yanları…

Anne olmak kolay değil. İyi günleriniz kadar kötü günleriniz de oluyor. Hani şu çocukları bir türlü mutlu edemediğiniz, yemek-banyo fasıllarını sonlandıramadığınız ve uyku zamanının bir türlü gelmediği günlerden bahsediyoruz.

Böyle günlerde, anne olmadan önce anneliğin gerçekten ne anlama geldiğini hakkında fikir sahibi olmadığınızı düşünmeniz çok normal. Evet, zor olacağını biliyordunuz tabii, ancak yorgunluğun, zaman zaman kendinden şüphe etmenin ve yoğun duygular altında ezilmenin bu kadar yıpratıcı olabileceğini fark etmemiştiniz belki de…

Anne olmanın sizi zorladığı böyle zamanlarda bir de güzel taraflarını aklınıza getirin. Şükredecek ne kadar çok şeyiniz olduğunu hatırlamaya çalışın:

Miniğinizin yepyeni şeyler keşfetmesini seyretmek. Çocuklarınızı eğlenirken ve öğrenirken seyretmekten daha heyecan verici bir şey var mı? Meraklarının peşinden gittiklerini görmek, tutkularını gerçeğe dönüştürmelerine şahit olmak anne olmanın en tatmin edici yanlarından biri…

Sonsuz sayıda öpücük. İstediğiniz kadar dokunmaktan hoşlanmayan bir insan olun, söz konusu insanın kendi çocuğu olunca öpmelere doyamıyor. Özellikle de sizi reddetmedikleri o ilk yıllarda…

Nasıl bir insan olacaklarına tanık olmanın ayrıcalığı… Birden fazla çocuğunuz olduğunda karakterlerinin nasıl farklı olduğuna şahit oluyorsunuz. Her birinin kendilerine özgü özelliklerini nasıl geliştireceklerini ve ileride nasıl bir insan olacaklarını heyecan verici bir merakla bekliyorsunuz.

Birbirileriyle etkileşimleri. Çok çocuklu bir aile olmanın en tatmin edici yanlarından biridir çocukların birbiriyle oynamalarını seyretmek… Onlar içerideyken kulak kabarttığınızda sizsiz anlarda neler yaptıkları hakkında fikir sahibi olursunuz. Çok keyiflidir.

Eğlence. Kulağa çok basit gelse de, ebeveyn olmak çok eğlenceli bir iştir. Evin içindeki kıkırdamalar, bebeğinizin ensesini kokladığınızda içinize dolan koku… İnsanı tarifsiz mutluluğa boğan şeyler bunlar…

Bencillikten uzak olmak. Yetişkinlerin kendileri için yarattıkları bazı dertler (yeterince uyumak, istediği pantolona sığmak…) çocuklarda yer bulmaz kendine… Neyin gerçekten önemli, neyin önemsiz olduğunu çocuklardan öğrenirsiniz.

Evin içindeki minik ayakkabılar… ya da minik diş fırçaları… Evinizin içinde küçük insanların yaşadığının kanıtı olan her türlü minik şirinlik…

Daha iyi olmaya çalışma. Çocuklar insanı sadece daha iyi bir ebeveyn değil, daha iyi bir insan olmaya da zorluyorlar. Sağlıklı beslenmek, spor yapmak, en sevdiğiniz işin peşinden gitmek… kendiniz için yapmayacağınız şeyleri çocuklarınıza iyi örnek olmak için yaptığınızda herkes mutlu oluyor.

Günlük molalar. Hızlı bir dünyada yaşıyoruz, her şey anlık olup bitiyor. İşte çocuklar bu hızlı hayatta bizi durup etrafa bakmaya, çiçekleri koklamaya, oyun oynayarak keşifte bulunmaya zorluyorlar.

Çocuklar iyi ki varlar!