Yeni doğan bebeğinizin ayak izini nasıl alırsınız?

Bebeğinizin doğum anını hatırlamanın en güzel yollarından biri doğduğu günlerdeki ayak izini ölümsüzleştirmek… Ancak minicik de olsa yerinde durmayan, kıpır kıpır kıpırdayan bir bebeğin ayak izini almak hiç kolay değil!

 

Malzemelerinizi hazır edin. Bebeğinizin ayak izini basacağınız zeminin (defter, çerçeve, vs.) yeterince büyük olduğundan emin olun. Ne olur ne olmaz, yanınızda yedek bulundurun.

Pozisyon alın. Bebeğiniz uyuyorsa işiniz daha kolay. Aksi takdirde biraz daha uğraşmanız gerekecek. Bebeğinizin ayağı yüzünüze dönük olsun. Ayak izini çıkardığınız zeminin sert olduğuna ya da sert bir yüzeyle (örneğin bir kitap) desteklediğinize emin olun.

Ayağını destekleyin. Bebeğinizin ayağını bileğinden kavrayın. Başparmağınız ayağının üzerinde, diğer parmaklarınız ayağı çevreleyecek şekilde olsun.

Mürekkebe bastırın. Minik ayağın tüm yüzeyini mürekkeplediğinizden emin olmak için bu işlemi iki kez yapın.

Mürekkebin fazlasını alın. Bu adım çok önemli. Bebekler refleks olarak ayaklarını uzatır ve çeker, bu sırada minik parmaklarını kıvırırlar. Bunu, tam sizin izi çıkaracağınız anda yapmakta üzerlerine yoktur. Ayak kaslarını gevşemesini ve ayak parmaklarının açılmasını sağlamak için bebeğinizin ayağını sıkı ama yumuşak bir şekilde tutarken hafifçe sallayın.

Aşağıdan yukarıya doğru. Ayağın topuk kısmını deftere değdirin ve ayak parmakları en son değecek şekilde bastırın. Mürekkebin dağılmaması için bu işlemi yapar yapmaz bebeğinizin ayağını çekin. Ayağını ıslak bezle silin ve aynı işlemleri diğer ayakla tekrar edin.

İşte bu kadar. Şimdi kendinizi tebrik edebilir, arkanıza yaslanarak eserinizle gurur duyabilirsiniz.  



Miniğinizle dışarıda yemek yerken

Dünyanın kendi etrafında döndüğünü zanneden bir minikle dışarıda yemek yemek çok kolay değil. Ancak bazı ufak ayarlarla bunun da altından kalkabilirsiniz:

Önceden hazırlık yapın. Yemek saatlerinde ailece birlikte olmayı alışkanlık haline getirin. Her ne kadar uzun iş saatleri ve yoğun programlar bunu zorlaştırsa da sofraya birlikte oturmaya dikkat edin.

Aile dostu bir restoran tercih edin. Ne kadar gürültülü olursa o kadar iyi! Böylelikle masanızdan yayılan gürültüler fazla dikkat çekmez. Mümkünse dışarıda oturun; miniğiniz etrafıyla oyalanabilsin. Servisin hızlı olduğu, kalabalığın fazla olmadığı saatlerde gidebilirseniz hepinizin işi daha da kolaylaşır.

Yanınıza atıştırmalık alın. Restorana gitmeden önce bebeğinize yemek yedirmeyi de tercih edebilirsiniz. Böylelikle sofraya oturduğunuzda o çok aç olduğu için acele etmek zorunda kalmaz, yanınıza aldığınız sağlıklı atıştırmalıklarla onu oyalayabilirsiniz. Yanınızda getireceğiniz havuç ya da dilimlenmiş elma onu uzun süre oyalayacaktır. Masadaki ekmek de miniklerin ilgisini çeker ve kendilerinin sofradaki sohbete dâhil olduklarını hissettirir.

Yanınıza oyuncak alın. Kendinize miniğinizin evde oynamadığı, sadece dışarıya çıktığınızda verdiğiniz oyuncakları ve kitapları taşıdığınız bir çanta yapın. Restorana yerleştiğinizde çantadaki oyuncakları tek tek çıkarın. Birinden sıkıldıkça diğerini verin.

Bebeğinize göre program yapın. Uyku saatlerini göz önünde bulundurun. Uykusu gelen bir bebekle dışarıda yemek yemeye çalışmak kimse için eğlenceli olmayacaktır.

Hesabı erken isteyin. Miniklerin ne zaman sıkılacakları hiç belli olmuyor. Yemeğinizle birlikte çok fazla beklemeden hesabı da isteyin ki herhangi bir kriz anında toparlanmanız uzun sürmesin.

Bebeğinizle dönüşümlü ilgilenin. Bazen hzursuzlanan bir miniğin tek ihtiyacı ortam değişikliği oluyor. Eğer bebeğiniz sıkıldıysa eşinizle görev dağılımı yapın: Biriniz onu gezdirirken diğeriniz yemeğini yesin.

İyi eğlenceler!



Babalara hakkını teslim etmeli

Babaların anneler kadar harika olmadıklarına dair bir önyargı var. Elbette bunda babaların geçmişte çocuklarının hayatına anneler kadar müdahil olmamalarının yetkisi vardır. Ancak gerçek şu ki günümüzde anne ve babalar yükü paylaşıyorlar. Artık evlerde hem anne, hem baba para kazanıyor. Hem anne, hem baba çocuğuna kitap okuyor, şarkı söylüyor. Anne ve baba ebeveynliği birlikte yürütüyorlar. İşte bu yüzden babaların hakkını onlara teslim etmeli:

Babalar iyi güreşçidir. Kız babası da olsa oğlan da, çocukların en sevdiği şeylerden biri babalarıyla alt alta üst üste oynamaktır.

Babalar annelerin yapmanıza izin vermediği şeylere göz yumarlar: Bir kurabiye daha? Evin içinde çıplak ayakla gezmek? Vücuttan çıkan gürültülü seslere gülmek?  Kurbağa yakalamak?  Bunlara ancak baba izin verir.

Babalar yükü paylaşırlar. Babaların ev işlerine el sürmediği zamanlar çok gerilerde kaldı. Artık babalar erzak alışverişi yapıyor, yemek pişiriyorlar. Çamaşır katlıyor, çocukları yıkıyorlar.

Babalar gıdıklama ustasıdır. Onlarla hayat çok eğlenceli!



Tek malzemeli ev dondurmaları

Yazın en keyifli yanlarından biri dondurma yemek değil mi? Pinterest’teki elegan dondurmaları yapmaya zamanınız yoksa eğer sadece bir malzeme kullanarak da lezzetli dondurmalar hazırlayabilirsiniz. Tek ihtiyacınız olan şey dondurma kalıbı ya da tahta çubuklar.

Yoğurt - İster evde yaptığınız, ister hazır aldığınız meyveli yoğurtları kullanabilirsiniz.

Meyve suyu - elma ya da portakal gibi basit meyve sularından üzüm suyuna kadar çeşitli tatları deneyebilirsiniz.

Elma püresi - Cam rendeyle ufaladığınız elma püresini dondurma kaplarında dondurun.

Konserve meyve - ananas, armut, şeftali, aklınıza gelen her tür meyve konservesini blender’a boşaltın. İstediğiniz kıvama göre çekin ve kaplara doldurun.

Puding - Hazır ya da ev yapımı pudingi dondurma kabına boşaltıp buzluğa koyun. Enfes dondurmanız kısa sürede hazır.

Afiyet olsun!



Beşikten yatağa geçerken

Bazen evinizin düzeni öyle gerektirdiğinden, bazen de ikinci bebeğinizin yaklaşan doğumu sebebiyle çocuğunuzun beşikten yatağa geçmesini planladığınızdan daha erken gerçekleştirmeniz gerekebilir. Böyle bir durumda bu süreci aşağıdaki adımlarla kolaylaştırabilirsiniz:

Sürece onu da dâhil edin. Yatağı kurmanıza, odayı düzenlemenize “yardım” etmesine fırsat verin.

Sahiplenmesini sağlayın. Belirli seçenekler dâhilinde odasının dilediği gibi hazırlamasına izin verin. Mobilyasını siz seçebilirsiniz ama yatağını süsleyecek çıkartmaları ona bırakın. Böylelikle kendini büyümüş ve özel hissetmesine yardımcı olursunuz.

Anı birlikte yaşayın ve sevdiklerinizle paylaşın. “Büyük çocuk yatağı”na geçişini anneannesine ya da babaannesine anlatın, resimlerini gönderin.

Geçişi bebek gelmeden önce yapın. Böylelikle büyük çocuğunuzun, bebeğin ona ait olan bir eşyayı aldığını düşünmesini engeller, olası bir kıskançlık krizinin önüne geçmiş olursunuz.

image

Beşikten yatağa geçmesiyle beraber özgürlüğü keşfeden miniğinizi ilk zamanlarda yatağında ve hatta odasında tutmak kolay olmayabilir. Odanın kapısına bebek güvenlik kapısı koyun. Böylelikle hem yeni düzenine alışmasına yardımcı olur, hem de gece karanlıkta evin içinde kaybolmasını engellersiniz.

Kolay gelsin!



Sıcacık bir bebek odası

Yeni doğacak miniğiniz için sıcak ama çok bebeksi olmayan bir oda istiyorsunuz. İşte size masallardan fırlamış gibi bir oda önerisi…

Bebeğinizin altını değiştirirken ihtiyacınız olan malzemeleri bir tel sepette toplayabilirsiniz.

İhtiyacınız olan eşyaları duvara asacağınız bir çantada tutmaya ne dersiniz?

Geçmişte biriktirdiğiniz ya da kendi yaptığınız görsellerle duvarda harika bir atmosfer yaratabilirsiniz. Çerçeve olarak kendi topladığınız sopaları kullanabilirsiniz.

Bebeğinizi ilk birkaç aydan sonra Montessori tarzı bir yer yatağına geçirebilirsiniz.

Doğadan topladığınız malzemelerle bebeğinizin odası için harika bir dekor objesi yaratabilirsiniz.

Eski bir sallanan sandalye, odanın ruhuyla uyumlu yeni bir kılıfla birlikte emzirme köşenizi tamamlayacak.

Yine eski bir meyve sandığını elden geçirerek yepyeni bir raf ünitesi elde edebilirsiniz.

Doğal malzemelerden yapılan farklı renklerdeki sepetler bebeğinizin arkadaşlarını misafir etmek için çok uygun.



Uyku öncesi rutinini sadeleştirin

Yorgun ebeveynleri daha da yoran bir şey varsa o da gün sonunda uzayıp giden uyku öncesi rutini…

Hem bebeğinizin, hem de sizin en yorgun olduğunuz bu saatleri hepiniz için kolaylaştırmak adına bakın neler yapabilirsiniz:

Hareketi azaltın - çocuğunuzla bütün gün birlikte vakit geçiriyorsanız uzun uzadıya bir rutin yapmak zorunda değilsiniz. Kitap okumayabilir, şarkı söylemeyebilirsiniz. Sıcak bir kucaklaşma ve bir iyi geceler öpücüğü pekâlâ yeterli olabilir.

Uykuyla ilgili her şeyin yatakta kalmasını sağlayın. Böylelikle kucağınızda ağlayan bir bebekle uyku arkadaşı emzik ya da peşine düşmek zorunda kalmazsınız.

Tutarlı olun. Aileniz için en uygun olan yatma saatini belirleyin ve ona sadık kalın. Planlı olmak ailede herkesin hayatını kolaylaştırır.

Banyo saatini erkene alın. Akşam yatmadan önce çok sıkışıyorsanız banyo yapmayı bebeğinizin gün içinde vakit geçirmesini sağlayacak bir etkinlik olarak düşünün.

"Beyaz gürültü" kullanın. Dışarıdan gelecek olan sesleri bloke etmenize yardımcı olan beyaz gürültü, bebeğinize nerede olursanız olun uyku saatinin geldiği sinyalini verir.

Kolay gelsin!



Kardeşler arasında yaş farkı olmasının faydaları

Kardeşler arasında yaş farkı olmasının faydalarıBirden fazla çocuk sahibi olmak isteyen ebeveynlerin en çok merak ettikleri konulardan biridir kardeşler arasındaki yaş farkı… Kimi çocuklarının yaşları yakın olsun ister, kimiyse biraz beklemek… Bunun doğrusu ya da yanlışı olmamakla birlikte arada yaş farkı olmasının avantajları da var.

Çocuklarının arasında yaş farkı olan ebeveynler genellikle “Her şeye yeniden başlayacakları” korkusuyla yüzleşirler. Oysa bir büyük çocuk, bir de küçük çocukla hayat aslında oldukça kolay…Neden biliyor musunuz:

İkinci seferde daha bilinçlisiniz: bebeklerin ne kadar çabuk büyüdüğünün farkındasınız. Gaz sancılarının, uykusuz gecelerin göz açıp kapayıncaya kadar geride kalacağını biliyorsunuz. İlk ebeveynliğinizde atladığınız çoğu şeyin tadını çıkarıyorsunuz.

Daha olgunsunuz. Birçok konuda kendinize (ve eşinize) daha fazla güveniyorsunuz. Ebeveynliğe daha pozitif bir bakış açısıyla yaklaşıyorsunuz.

Büyük çocuğunuzla daha da yakınlaşıyorsunuz: O, sizin onu ne kadar sevdiğinizi ve evde yeni bir bebeğin olmasının, kendisine duyduğunuz sevginin azalacağı anlamına gelmediğini anlayabilecek yaşta… Zorlandığı zamanlar olsa da sizi anlamaya, yardımcı olmaya çalışıyor.

Bebek gelmeden önce dinlenme fırsatı bulabiliyorsunuz. Gece boyunca uyuyan, sabah kalktığında kendine kahvaltı koyabilecek yaştaki bir çocuğunuz olduğunda, sabah uyanır uyanmaz mide bulantısının zorunlu kıldığı tuvalet ziyaretleri sizin için nispeten daha az sıkıntılı geçiyor.

Alışveriş daha keyifli. Aradan geçen zamanda bebek ürünlerinin değiştiğini fark ediyorsunuz. Bebeğinize minik kıyafetler almak bu sefer daha da keyifli.

Daha az eşyanız var. Bebeğinizle dışarı çıkmak ve hatta seyahat etmek ilk sefer kadar zor gelmiyor artık. Büyük çocuğunuzun yanına aldığı kitap ya da oyuncak sizin çantanıza kolaylıkla sığabiliyor. Ya daha iyisi, kendi çantasını kendisi taşıyor. Bir puset ve tek bir bakım çantası çoğu zaman işinizi görüyor.

Yardımcınız var: Büyük çocuğunuz bebek kardeşiyle ilgilenmekten, onu oyalamaktan hoşlanıyor. Bu, onların ilişkisini güçlendirmesinin de ötesinde, arabada yolculuk yapmanızı, yemek hazırlamanızı kolaylaştırıyor.

Emeklerinizin karşılığını alıyorsunuz. Büyük çocuğunuzun kardeşine gösterdiği yakınlıkta sizin ona verdiğiniz sevgi ve ilginin payı olduğunu biliyorsunuz.

Bazı konulara çok daha geniş bir açıdan bakabiliyorsunuz. Son birkaç seneyi ev ödevleri yaptırmak, büyük çocuğunuzun okulda arkadaşlarıyla yaşadığı sıkıntıları dinlemek ve çözmeye çalışmakla geçirdiğinizi düşününce tuvalet eğitimi sizin için çok da zor olmasa gerek…

Çocuklarınızın arasında yaş farkı olması sizi birbirilerine yakın olmayacakları konusunda endişelendirmesin. Sadece biraz zaman tanıyın, yeter…



Uykusuz bir gecenin ardından

Anne olmanın en zor yanlarından biri uykusuzluk. Geceleri, kimsecikler yokken bebeğimizle baş başa geçirdiğiniz dakikalar ne kadar paha biçilmez de olsa, yorgunluk ertesi gün peşimizi bırakmıyor. 

Peki bu uykusuz gecelerin ardından nasıl güne devam edebiliriz? Gece boyu hiç dinlenmemişken gündüz nasıl verimli olabiliriz? Elbette en iyisi uzun bir öğle uykusu ama bunun çoğu zaman mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz.

Büyük bir bardak soğuk su için. Çoğumuz uykusuz olduğumuz zaman çay ya da kahveye sarılıyoruz ama aslında bedenimizin en çok ihtiyacı olan şey su. Uyanır uyanmaz bir bardak su içmekle kalmayın, gün boyunca susuz kalmamaya da dikkat edin.

Gün içinde yapmanız gerekenleri azaltmaya çalışın. Evet, sizi bekleyen 101 tane iş var ancak şu bir gerçek ki hele de uykusuzken hepsini yapabilmeniz mümkün değil. Gerçekten önemli bir işiniz yoksa (doktor randevusu gibi) yapmanız gerekenleri daha çok dinlendiğiniz bir güne kadar bekletin.

Yürüyüşe çıkın. Büyük ihtimalle koltuğa uzanıp kestirmek istiyorsunuz ama evde küçük bir bebek varken bunun mümkün olmayacağını hepimiz biliyoruz. İyisi mi bebeğinizi önünüze katıp yarım saatlik bir yürüyüşe çıkın. Hem temiz hava ikinize de iyi gelecek, hem de, güneşli bir günse, güneş size enerji verecek.

Kahvaltıyı sıkı edin. Kahvaltıyı atlamak ya da besin değeri düşük gıdalarla geçiştirmek size iyi gelmez, hele de yorgunken… Sadece kahvaltı değil, gün içinde iyi beslendiğinizden de emin olun.

Kestirin. Bebeğiniz bir saatten fazla uyurken siz iş yapmak istiyor olabilirsiniz belki ama kısa da olsa 10-20 dakikalık bir şekerleme size inanılmaz iyi gelecek.

Kafeini ölçülü tüketin. Çayı, kahveyi fazla kaçırmayın, aksi takdirde huzursuzluk yaşayabilirsiniz. (Emziriyorsanız kafein alımı hakkında doktorunuza danışın).

Soğuk bir duş alın. Soğuk su gerçekten insanı kendine getiriyor. Tahammül edebildiğiniz soğuklukta suyla yıkanın. Gün içinde buna vakit ayırmanız zor olabilir, sabah güne duşla başlamaya çalışın.

Kolay gelsin!



Sorunsuz bir emzirme süreci için…

Emzirme her ne kadar doğal görünse de gerçekten alışılması ve öğrenilmesi gereken bir süreç olabiliyor. Eğer siz de emzirme konusunda sıkıntı yaşayanlardansanız bilin ki yalnız değilsiniz. Dünyanın hemen her yerinde sizin gibi birçok anne bebeğini emzirmek için elinden geleni yapıyor.

Bakın bu süreci biraz daha kolaylaştırmak için neler yapabilirsiniz:

Hazırlık yapın. Henüz doğum yapmamışken emzirme konusunda düşünmek zor gelebilir, ancak hazırlanmanızda fayda var. Emzirme kurslarına katılın ya da bu konuda birkaç kitap okuyun. Böylelikle sadece emzirme teknikleri konusunda bilgi edinmekle kalmaz, emziren annenin zihin yapısını da biraz olsun anlamaya başlarsınız.

Bebeğinize sürekli meme teklif edin. Doğumdan hemen sonra emzirmeye gayret edin. Bazı bebekler memeyi hemen alırlar, bazılarının ise alışması birkaç gün sürebilir. Ne kadar çok denerseniz başarı şansınız o kadar artar.

Emzirme danışmanından destek alın. Bu işin uzmanları gerçekten ne yaptıklarını biliyorlar. Size emzirme pozisyonlarından bebeği doğru tutmaya kadar birçok konuda yol gösterebilirler.

Yılmayın. İlk birkaç hafta zor, gerçekten çok zor. Şiş göğüsler, acıyan meme uçları… Ancak biraz sabredince sıkıntılar giderek azalmaya başlıyor. Bir de bakmışsınız ki her şey rutine oturmuş.

Bebeğinize emzik ya da biberon vermeyin. Bebeğiniz memeye alışıncaya kadar bekleyin.

Sizi vazgeçirmek isteyenlere kulak asmayın. Sütünüzün yetmediğini, kendilerinin emzirmediğini ve bebeklerine hiçbir şey olmadığını söyleyenleri kulak ardı edin. Bebeğinizi ister emzirin, ister mamayla besleyin her şey iyi olacak, bunu biliyoruz. Ancak emzirmek istiyorsanız da kimsenin size engel olmasına izin vermeyin.

Diğer emziren annelerle iletişime geçin. Etrafınızda sizinle aynı dönemde doğum yapan arkadaşlarınız varsa onlarla birbirinize destek olun. İnternette emziren anne gruplarını bulun.

Kendinize hatırlatın. İşler zorlaştığında bebeğinizi neden emzirmek istediğinizi kendinize hatırlatın. Belki ona en iyi olacağını düşündüğünüz besini vermek istiyorsunuz, belki de aranızdaki bu özel bağı hiçbir şeye değişmek istemiyorsunuz. Sebep her ne olursa olsun kendinize hatırlatmanız bu sürece devam etmenize yardımcı olacak.

Yalnız olmadığınızı bilin. Dünyanın her yerinde sizin yaşadığınızı yaşayan anneler var. Şimdi, şu anda. Uykusuz kaldığınız anlarda, tam da o anda sizin gibi uyanıp bebeğini emzirmekte olan anneler olduğunu hatırlatın kendinize…

İyi şanslar…